Ana içeriğe atla

YAZILIKAYA TAPINAĞI ÇORUM

Bir Hitit şehri olan Alacakaya gezimiz sonrası başkenti Hattuşa'ya doğru yol alırken Yazılıkaya'ya uğrayacağız. Yazılıkaya, Çorum ilinde, Hitit başkenti Hattuşaş (Boğazköy) antik yerleşkesinin 2 km kuzeydoğusunda yer alan, doğal kayalar arasına yapılmış Hitit açık hava tapınağıdır. Kayalar arasındaki iki açıklık Hitit tanrılarını resmeden rölyeflerle işlenmiştir ve Hitit döneminden kalan en önemli anıtsal eserlerden biridir.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı ilk kez 1834’te Fransız bilim adamı Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Alanda 1906 yılında başlayan arkeoloji kazıları , 1931 yılından sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından arkeolog Kurt Bittel, mimar Rudolf Naumann ve filolog H.G. Güterbock tarafından sürdürülmüştür.
Yazılıkaya’ya ait kabartmaların M.Ö.1500'lerde Hitit sanatçıları tarafından işlenirken, kayalara sıralanmış tanrı ve tanrıçaların kabartmalarının ise M.Ö.1300'lerde işlendiği belirtilmektedir.
Hattuşa’nın en etkileyici kutsal mekânı şehrin biraz dışında yer alıp, yüksek kayalıklar arasına saklanmış Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı dönemin yeni yıl kutlamaları için kullanılmış, ülkenin önemli tanrı ve tanrıçaları sıra halinde kayaya kabartma olarak işlenmiştir. A ve B odaları olmak üzere iki bölüm halinde gezilebilen Yazılıkaya, görkemli kaya betimlemeleri ile Hitit pantheonunu yansıtmaktadır.
Tapınak yapıları üç farklı döneme aittir. İlk dönemde, kaya tapınağını dış dünyadan soyutlayan bir kuşatma duvarı yapılmış, ikinci evrede anıtsal giriş yapısı ile birlikte Hitit geleneğinde bir tapınak eklenmiş ve üçüncü dönemde, ana yapının doğu kanadı, küçük galerinin önünde daha kullanışlı bir girişe dönüştürülmüştür.
A Odasının ilk figürleri olan on iki yeraltı tanrısı kabartmasında, Arka duvarındaki ana konu Tanrı Teşup ile Tanrıça Hepat’ın karşılaşmasını. Hava Tanrısı Teşup figürü iki dağ tanrısının üzerinde durmaktadır ve elinde büyük bir topuz bulunmaktadır. Hava Tanrısının arkasında olasılıkla Hatti ülkesinin hava tanrısı ile tanrı Kumarbi görülmektedir. Güneş Tanrıçası Hepat, pileli uzun elbisesi ve yüksek başlığı ile görülür. Tanrıça dört dağ kütlesine basan bir yaban kedisinin üzerinde durmaktadır. Tanrıça figürlerinin sonunda, ana sahnenin karşısında bu açık hava tapınağının en büyük figürü IV. Tuthaliya bulunmaktadır.
B Odası, 18 m uzunluğunda dar bir odadır. Giriş dar bir geçitten sağlanmaktadır. Girişin iki yanında görülen kanatlı ve aslan başlı iki demon kabartması, girişi korumak istercesine kaldırdıkları elleriyle betimlenmişlerdir. Oniki yeraltı tanrısı kabartmaları B Odası’nda da görülmektedir. Bu tanrı kabartmalarının karşısındaki duvarda Tanrı Şarumma’nın, IV. Tuthaliya’ya sarılarak kılavuzluk etmesi sahnesi yer almaktadır. Bu duvardaki ilginç betim Kılıç Tanrısı ya da Yeraltı tanrısı Nergal betimidir. Burada dik duran bir kılıç tasviri görülmektedir. Buradaki son kabartma IV. Tuthaliya’nın adını ve unvanını gösteren kartuştur.
Hattuşaş’taki tapınakta, Fırtına Tanrısı’nın heykeli önünde kapalı mekânlarda yapılan dinî törenler, Yazılıkaya’da açık havada, hemen tüm Hitit panteonunu tasvir eden kabartmaların önünde yapılmıştır. Büyük Galerinin batı duvarı tanrıların, doğu duvarı ise tanrıçaların kabartmaları ile süslenmiştir. Bununla birlikte, tanrılar arasında üç tanrıça, tanrıçalar arasında bir tanrı kabartmasına yer verilmiştir. Tanrı ve tanrıça sıralarının birleştiği kuzey duvar ana tanrı ve tanrıçalara ayrılmıştır. Batıdan başlayarak, iki tepe üzerinde Hattuşaş Hava Tanrısı yer alır; başlığının ön kısmında altı boynuz bulunur. 
Yanındaki Cennetin Hava Tanrısı (Hatti Hava Tanrısı), yüceltilmiş iki dağ olarak sembolize edilmiş Nanni ve Hazzi üzerinde kutsal boğaları olan Serri ve Hurri (gece ve gündüz)’den biriyle birlikte hiyerarşide en yüksekte gösterilmiştir. Bu nedenle başlığı da diğer tanrılardan farklı olarak önde ve arkada altı boynuz, arada beş tanrı ideogramı (yarım elipsler) ile bezelidir. Yanında, Cennetin Hava Tanrısı’nın eşi olan Arinna Güneş Tanrıçası panter üzerinde “Hepatu” adıyla tasvir edilmiştir. Diğer tanrıçalardan daha uzun bir başlığı vardır. Genellikle annesi ile birlikte gösterilen yanındaki oğlu Tanrı Şarruma da panter üzerindedir, omuzu üzerinde duran uzun saplı bir balta taşır ve başlığı, Hattuşaş’ın Hava Tanrısı gibi yalnız önde altı boynuzludur. Galerideki tüm tanrı ve tanrıçaların başları üzerinde hiyeroglifle adları yazılıdır.
Yazılıkaya, Büyük Galeri, batıdaki tanrı kabartmaları ile aralarındaki üç tanrıça kabartması. Başları üzerinde hiyeroglifleri görülen tanrılar arasında, toprak simgesi üzerinde duran ve göğü taşıyan iki boğa adama da yer verilmiştir. Tanrılar arasında Cennetin Güneş Tanrısı, Ay Tanrısı, Mezopotamya Su Tanrısı, Başak Tanrısı, Hitit ve Hatti Fırtına tanrıları da bulunur.
Buradan ayrılarak 2 km ilerideki Hititler'in başkenti Hattuşa'ya doğru yol alıyoruz. 
Nasıl Gidilir: Çorum'un Boğazkale İlçesinde Yazılıkyaya Yolu üzerindedir. Boğazkale İlçesine 3 Kilometre mesafededir. Hattuşa Ören yerinin yaklaşık 1.5 kilometre kuzeydoğusundadır.

Kaynak: Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Arşivi -Coğrafyası Tarihi Kültürü ve Edebiyatıyla Çorum, Çorum Müzesi

Güzel bir  Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı gezimiz sonrası Hititler'in başkenti Hattuşa'ya doğru yol alıyoruz. Bir başka Kayıp Şehir Anadolu'da görüşmek üzere...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

OSMANLI DÖNEMİNDE KABADAYILAR

1 - İPSİZ RECEP (1862) 1. İpsiz Recep Reis, 2. Mehmet Altıkanoğlu, 3. Osman Altıkanoğlu, 4. Salih Çavuş, 5. İlyas Altıkanoğlu ve 6. Kansız Ali 1862 yılında doğan İpsiz Receb Rizeli' dir. İpsiz lakabının verilmesine dair iki anlatım vardır. Birine göre cesareti, gözü pekliği ve ataklığı, diğer anlatıma göre ise elinde, avucunda ne varsa olanada, olmayanada dağıtmasıdır. yani "cep delik cepten delik" misali ismi ipsize çıkmıştır. Milli mücadelede ki başarısıylada Atatürk' ün takdirini kazanmış birisidir.  O zamanlar yelkenkisiyle kömür taşımacılığı yaparken işlerinin ters gitmesiyle eşkiyalığa soyunmuştur. Kandıra civarında müslüman halka zulüm yapan rum çetelerine karşı Kuva-i Milliye saflarında başarıyla karşı koymuştur. 2 - ODESALI KOSTİ (1895) 1885 doğumlu olan Odesalı Kosti Tünel' den Taksim' e kadar tüm mekanların haracını yiyor, hiç ip ucu bırakmadan kayıplara karışıyordu. Başı sıkışıncada işgalci polisler sayesinde paça...

ANADOLU' DAKİ SELÇUKLU ESERLERİ

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077 - 1308) Türkler'in anadoluya girişi 1071 yılında  Büyük Selçuklu Sultanı Al parslan tarafından Malazgirt Savaşında Bizans'lıları mağlup etmesiyle olmuştur. 1092 yılında iç karışıklıklar sonucunda dörde ayrılan Büyük Selçuklu Devleti' nin son bulması Anadolu da Anadolu Selçuklu Devleti' nin doğmasına sebep olmuştur. İznik' e kadar tüm Anadolu' ya hakim olan Süleyman Şah 1077 yılında  Anadolu Selçuklu Devletini kurmuş oldu. Anadolu' nun Türk' leşmesinde büyük rol oynayan Selçulu' ların İlimde de ilerlemeleri şüphesiz çok büyüktür. Yaptıkları eserlerde özellikle medreseler başta olmak üzere han, hamam, darüşşids, cami, köprü gibi eserler halen daha ayaktadır. ÖNEMLİ ESERLERİ ALAADDİN CAMİİ Anadolu Selçuklu Devrinin en büyük ve en önemli ulu camilerinden biri olan Alaaddin Camii Konya’nın merkezinde yer alan Alâeddin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud (1116-1156) zamanınd...

TRABZONSPOR EFSANESİ'NİN DOĞUŞU

Büyük üstad, efsane hoca Ahmet Suat Özyazıcı der ki ; " İbadetin kazası olur ama futbolun kazası asla olmaz " Bu devrim 20-22 yaşlarında Trabzon'lu gençlerin devrimidir. Bu devrim 1974-75 sezonunda Türkiye 1.nci futbol ligine damgasını vuran ve İstanbul hegemonyasına son veren, büyük paraların döndüğü, yıldız oyuncuların istanbul'da toplandığı ve emeğin paraya karşı olan devrimidir. Anadolu'da efsane olacak olan Trabzonspor; bunun sinyallerini 2.nci ligde  (1973-74) iken verdi. O sezon Türkiye Kupası çeyrek finalinde Fenerbahçe'ye ecel terleri döktürmesiyle gündeme geldi.  1.nci lige çıktığı sezon Şenol, Cemil, Necati, Kadir, Turgay, Bekir, Ali Yavuz, Hüseyin Tok ve Ali Kemal gibi 20-22 yaşlarındaki as kadrosunu bozmayarak 1.nci ligde de devam etmesi belkide yaşanmış olan Anadolu devriminin en büyük sebebidir. 2.nci ligde şampiyon olarak 1.nci ligde yoluna devam eden kadronun yaşlarına bakalım.  1973 - 74 Sezonu   (2 lig)  Ka...

DOĞANBEY KÖY (Terk edilmiş Rum Köy'ü)

Bugün ki gezi rotamızda Doğanbey Köy ve Karina bölgesi var. hlc tatil köyünde yaptığımız güzel bir kahvaltıyla yola koyuluyoruz.  Kuşadası' ndan saat Saat 12.30 gibi buradan ayrılarak Doganbey Köy yolunu tutuyoruz. Dilerseniz Atburgaz' dan geçerken Atburgazı Kalesi(Asartepe) ve Yakapınar Kalesi' ni gezebilirsiniz. ama bu gün bu iki kale harabeye dönmüş durumdadır. Yollar asfalt ve tek şeritli. İleride yol ikiye ayrılıyor. Soldaki yol Milet Antik Kenti' nin oldugu Balat Köyü ' ne gidiyor. Biz sağdan Doğanbey tabelasını takip ediyoruz. Nihayetinde Doğanbey Köy' e varıyoruz. O da Priene gibi sırtınını Samsun (Mykle) dağlarına dayamış. Önünde Büyük Menderes Deltası' nın Ege Denizi' yle buluştuğu muhteşem manzara.  Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey köyü, yürüyüş parkurları, trekking alanları, kuş çeşitliliği, gelişmiş florası ve endemik bitki türleriyle eko turizmin de geliştiği bir bö...

YARIMBURGAZ MAĞARASININ GİZEMİ

Bu günkü gezimizi insanlık tarihinde, 400 bin yıllık geçmişin kanıtı olan ve İstanbul'un göbeğindeki bir yere yani Yarımburgaz Mağaralarına yapacağız. Bulunan buluntular dünya tarihinin geçmişteki en büyük tartışmasız belgesidir. Dört ayrı mağaradan oluşup mağara çevresinde de birkaç kaya mezarları da bulunmaktadır. Maalesef İstanbul’un bilinen iki tarih öncesi höyüğü olan İçerenköy ve Fikirtepe höyükleri inşaat çalışmaları, bina vs. arkalarında iz bile bırakılmadan yok olup gitmiş, burasıda nasibini almak üzeredir. Türkiye’de Paleolitik çağlardan Bizans’a kadar 400 bin yıllık insanın yerleşim serüvenine ait çok az rastlanacak kadar iyi korunmuş buluntularla en eski yerleşim yeri bu mağaralardır.  Bir keresinde meraktan veya maceradan olsa gerek birader ve yeğenim ile mağaraya demir parmaklıklar altından sürünerek giriş yaptık. Telefonlarımızın feneri ile yarım saat yol aldık. Birazda ürpertici bir havası vardı. Şarz bitimine karşı geri dönmek zorunda kaldık. Sanırım ...

ZAMANA DİRENEMEYEN YEL DEĞIRMENLERINİN ÖYKÜSÜ

Akdeniz ülkeleri ve özellikle adalarında var olan yeldeğirmenleri restore edilip turizme kazandırılırken bizim ülkemizde neden varlığından söz ettirilemiyor bilinmez. Bunlarında hemen hemen hepsi bu gün kaderine terkedilmiş olup zamana direnmektedir. YEL DEĞİRMENLERİNİN TARİHİ Tarihteki ilk yel değirmenlerine, MÖ 2800 yıllarında Mısır ve Çin’de rastlıyoruz. Yazılı belgelerde rastlanan ilk yel değirmeni, MS 644 yılında İran-Afganistan sınırında yer alan Seistan’da inşa edilmiş. Modern yel değirmeni olarak nitelendirebileceğimiz ilk rüzgâr türbini, 1890 yılında Danimarka’da üretilerek rüzgâr gücünün elektrik enerjisine çevrilmesinde kullanılmış. 20. yüzyılla birlikte buhar gücünün ortaya çıkması ve kentlerin elektriğe kavuşması, klasik yel değirmenlerine zamanın tozlu raflarındaki yerlerini de hazırlamış.(sklife  Ekim 2009 sayısından alınmıştır). Yel değirmenlerinin yapısına bakıldığında üç katlı olduğunu görüyoruz. Katlar ahşap ve taş merdivenler ile çıkılıyor. Küçük k...

İNCEĞİZ MAĞARASI

İnceğiz Mağaraları tarihi bakımdan önemi yanı sıra Yeşilçam filmlerinin de mekanı olmuştur. Genel bakışta Anadolu'da çekildiği sanılan filmlerin bir çoğu İstanbul'da çekilmiştir. Bu mekanlar içinde Yarımburgaz ve İnceğiz Mağaraları başta gelir.  Konumumuz Üsküdar olduğu için bilgilendirmemi ona göre yapacağım. Buradan hareket ile 1 saat mesafedeki Çatalca'ya doğru yol alıyoruz. Oradan da Sarar yönüne devam ederken 4 km sonra İnceğiz tabelasından İnceğiz köy sınırları içinde bulunan 7 - 8 km lik mesafedeki İnceğiz Mağarası'na varıyoruz.  Bu gün burası bir mesire alanı olmuştur. Hafta sonu aileniz ile gelinip piknik, mangal yapılabilirsiniz. Büfeleri, lavabo ve otoparkları mevcuttur.  Birazda tarihi hakkında bilgi verelim. Bugün bu kaya oluşumuna mağara diyoruz ancak buna kaya yerleşimi desek daha doğru olur. Çünkü bu mağara insan eliyle killi kireçtaşı kayası oyularak yapılmış bir mağaradır. İlk yapıldığı zamanlarda birbirine bağlanan dört katl...

ANADOLU' DAKİ KANYONLAR

ANADOLU' DAKİ KANYONLAR Ülkemizde gezilip görülmesi gereken o kadar çok kanyonlar, vadiler var ki, ancak bunlardan bir kısmı gezilip görülebilmektedir. Kimisi kuru bir vadi, kimisi ise şelalerin ve göllerin süslemiş olduğu kayalıklar arasına sıkışmış derin su yatakları. Genel olarak bakıldığında kuru vadiler de binlerce yıl önce insanların yaşadığı mağara yatakları ve kaya kiliseleri görürüz. Geçmişin izlerine tanıklık yapmak isteyenler genellikle guruplar halinde buralara akın eder.  Sulu vadi yataklarında ise genellikle adrenalini tatmak isteyenlerin rafting ve kano sporları yapmak, yüzmek veya tırmanmak gibi maksatlı sebeplerden dolayı tercih ettiklerini görürüz. Bu  vadilerin her yıl onbinlerce yerli - yabancı turistler tarafından ziyeret edildiği unutulmamalıdır. İşte bunlardan 45 kanyonu kısaca yazmak istedim. 1 - IHLARA VADİSİ - AKSARAY Dünyanın ikinci büyük kanyonudur.  Ortalama 14 km uzunluğa sahip olan Ihlara Vadisi Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesinde...

SELÇUK' TA BİR TARİH İSABEY CAMİ

Efes Antik Kentine yolunuz düştüğünde mutlaka görülmesi gereken muazzam bir mimariye sahip eserlerdendir İsa Bey Cami. Tarihin her dönemine sahiplik yapan İzmir'in güzel ilçesi Selçuk özellikle Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kilit rol oynamıştır. Efes Antik Kenti, Meyremana, Yedi Uyuyanlar Mağarası, Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Artemis Tapınağı kalıntıları, St.Jean Kilisesi, Efes Müzesi, Selçuk Kalesi ve Şirince tarihi miraslarınn ayrıcalarıdır. İsa Bey Cami                Efes Antik Kenti Şirince Selçuk Selçuklu devletinin dağılmasıyla Aydın-İzmir civarını yurt edinen Aydınoğulları (1308 - 1426) sayısız eserler bırakmıştır. Bunlardan bir taneside Aydınoğlu Beyi İsa Bey'in mimar Ali Bin Müşeymeş'e yaptırdığı camidir. 1913 yılında çekilmiş fotoğraf alıntı 1913 yılında çekilmiş fotoğraf alıntı 2012 yılında çekilmiş fotoğraf Konum olarak Selçuk kalesinin hemen arkasında St.Jean...

İASOS ANTİK KENTİ

Milas üzerinden Bodrum'a doğru yol alırken sağdan İassos tabelasını takiben Kıyıkışlacık bölgesine doğru yol alıyoruz. Burası kendi halinde küçücük ve tipik bir sahil balıkçı köyü. Konum ve güzellik itibarı ile de bir çok dizi ve sinema çekimlerinede  ev sahipliği yapmıştır.  İasos Antik Kenti, Milasa 28 km. uzaklıkta olup Kıyıkışlacık Köyü'ndedir. Kent üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. Daha önce bir ada konumunda iken zamanla toprak dolgularının birikimiyle yarımada haline gelmiştir. Mitolojiye göre Argostan gelenler tarafından kurulduğu ve ismini kolonilerin başı İasos'tan aldığı söylenmektedir. İasosda yapılan kazılarda kentteki en eski yerleşimin M.Ö.III. bin sonuna kadar uzandığı tesbit edilmiştir. Tarihçi George Beanin Karia adlı kitabında şöyle yazar; ve mitolojiye göre İasos'ta erkek çocukların gimnasiumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmalari bir gelenekti. Bu sırada kıyıya yanaşan yunus, çocuklardan birini sırtına alıp, açıkl...