Saat 04.30 civarı,
Sabahın ilk ışığıyla yola koyuluyoruz. İstikamet Trabzon. Yol güzergahımızda Bolu Mudurnu, Seben Kaya Evleri, Ankara Kayıp Şehir Juliopolis, Beypazarı, Çorum Alacahöyük, Hitit Yazılıkaya ve Hattuşa var.
06.00 gibi İzmit çıkışında kahvaltı ile sabahın serinliğinde yol alıyoruz. Nihayetinde 08.30 gibi Mudurnu'dayız. Girişte ki bir çay bahçesinde yorgunluk çayımızı yudumlayıp biraz dinleniyoruz. Buraya ayıracak ortalama iki saat gibi vaktimiz var.. Tarih kokan sokaklarına doğru yol alıyoruz...
Önce Mudurnu için kısa bir bilgi verelim. Mudurnu Kasabası konum olarak Bolu’nun 50 km. güneybatısındadır. İlçenin ilk kuruluş yeri şimdiki yerleşme merkezinin doğusunda bulunan Hisar Tepesidir. Bursa Rum Tekfurunun kızı Matarni, buraya bir kale yaptırmış ve Matarni ismi, Modrones, Moderna, Mudurlu gibi değişmelere uğrayarak şimdiki ismini almıştır. Tarihi ipek ve baharat yolunun en önemli alışveriş, ihtiyaç giderme, konaklama merkezlerinden biri olmuştur.
Mudurnu bölgesi, antik dönemlerden bu yana birçok uygarlıkların izlerini taşımıştır. Bitinya bölgesinde bilinen ilk yerleşimler M.Ö. 5000 yıllarında Prohititler tarafından yapılmıştır. Daha sonra Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar’ın kurduğu egemenliklere ait izleri, bugün bile görmek olanaklıdır.
Mudurnu bölgesi, antik dönemlerden bu yana birçok uygarlıkların izlerini taşımıştır. Bitinya bölgesinde bilinen ilk yerleşimler M.Ö. 5000 yıllarında Prohititler tarafından yapılmıştır. Daha sonra Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar’ın kurduğu egemenliklere ait izleri, bugün bile görmek olanaklıdır.
Tarihçi "Pline" ve Coğrafyacı Strobon’a göre Bitinya'nın ilk ahalisi Bebris ve Bitinyen - Tiniyen kavimleridir. M.Ö. 1200 yıllarında bölge -Trak-Frig uygarlıkların istilasına uğrar. Bugün halen Mudurnu - Babas Kaplıcası yakınındaki Gâvur Evleri mevkii, Seben - Muşlar kovu vadisi, Seben - Çeltikderesi vadisi ve Göynük Soğukçam Köyü civarında Firigler'e ait kaya mezarları, oyma kaya evler ve kitabelere rastlanır. M.Ö. 7. yy.dan itibaren bölge, tarihte ilk kez parayı kullanan Lidya sınırları içersinde yer alır. M.Ö, 546 – 333 yılları arasında Anadolu Pers egemenliğine girer. Biritanya'da Persler'e bağlı, yarı bağımsız bir krallık kurulur ve İzmit (Astaküs -Nikomedia) başkent olur. Yarı bağımsız Bitinya krallığı, 3. Nikomed'in krallığını Romalılara vasiyet etmesiyle, M.Ö. 75 yılında son bulur. MS.395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle, Bitinya Bizans sınırları içinde kalır. 1019 yılından itibaren Anadolu'ya yönelen Oğuz akınları sonrası, 1078 yılında Süleyman Şah döneminde Sakarya, Eskişehir, Bolu ve Mudurnu civarına ilk Türkmen yerleşimleri başlamıştır. 1072 – 73 yıllarında Artuk Bey komutasındaki Selçuklu ordusu, Kapadokya'dan Bolu, İznik, İzmit bölgesine kadar uzanıp Ayan (Sapanca) gölü önlerinde Bizanslı asi Ursel'in ordularını bozguna uğratır. 1072 – 1097 tarihleri arasında bölgedeki Selçuklu egemenliği, I. Haçlı seferleri ile sona erer ve bölge tekrar Bizans'ın denetimine girer.1176 yılında 2. Kılıçaslan, Eskişehir yakınlarında yapılan Miryokefalon savaşında Bizans ordularını kesin bir yenilgiye uğratarak Sakarya, Bolu bölgesine kadar ilerleyişini sürdürür. Mudurnu ve köylerine, Eskişehir, Sarıcakaya, Nallıhan yönünden gelen Türkmen akınları, Bolu - Sakarya yönlerinden gelen Türkmen göçleri ile kavuşarak yörenin Osmanlı Devleti'nin çekirdeğini oluşturan topraklar içinde yer almasına neden olur.
Osmanlılar adına Mudurnu'ya ilk gelen Akıncı Ertuğrul Bey'in arkadaşlarından Samsa Çavuş'dur (1292). Kesin olmamakla birlikte mezarının ilçe Samsaçavuş köyünde olduğu sanılmaktadır. 1307 tarihinde Osmanlı Beyliği’ne geçmiştir. 1650 yılında Mudurnu'ya gelen Evliya Çelebi özetle, " Mudurnu Kalesi 8 köşeli, 20 kuleli, bir kapılı, binası kararmış, sur ve kaleleri çökmüş eski bir yapı.” olarak tasvir eder. Ayrıca, Yeniçeri ocağında sancak payeli, 150 akçalı bir kaza olduğunu, 3000 konut, 17 mahalle, Yıldırım Camii ve Medresesi, 1 Darülhadis, 13 çocuk mektebi, 3 Han ve Hamam, 1100 iğneci tezgâhı ve dolabı olduğunu, Mudurnu yapımı iğne ve boduçların (Camdan yapılan oyma su kabı) Rum ülkelerine ve Hinde kadar gönderildiğini, 10 arşın boyunda 2 zira (180 cm) eninde latif tahtaların Akçaşehir ve İzmit iskelelerinden İstanbul ve başka diyarlara gönderildiğini anlatır.
Tarihi kent kimliği, dokusu hâlâ bozulmadan günümüze ulaşabilmiş, mükkemmel derecede inşa edilen ahşap evleri bugün de ayakta durmaktadır.
Mudurnu'da nereler gezilebilir, listeleyelim
1 - 1890 - 91 yapılmış saat kulesi
2 - Yıldırım Beyazıt Camii (1374)
3 - K. Sultan Süleyman Camii (1546)
4 - Orhanbey Camii (1920)
5 - Yıldırım Beyazıt Hamamı (1382)
6 - Mudurnu Kalesi (Bizans Dönemi)
7 - Mudurnu Müzesi
8 - Abant Gölü
9 - Sülüklü Göl
10 - Karamurat Gölleri
11 - Babas, Sarot kaplıcaları
12 - Gavur Evleri Mevki
Sokakları gezerken, tarihi ahşap evleri ve arasta çarşı içindeki demircileri, bakırcıları ve ayrıca renk cümbüşü içindeki yöresel ürün pazarına görebiliyoruz. Evler genellikle ahşap, iki- üç katlıdır. Bunların arasında 100, hatta daha fazla yaşında olanlar var. Evlerin balkonları, kapıları ; tahta oyma sanatının en güzel örnekleri ile süslenmiş ve ahşap oymalar aile birliğini temsil eder tarzda işlenmiştir. Labirent gibi dar sokaklardan çıkarak Saat Kulesine ulaşıyoruz. Manzara mükkemmel. Saat kulesi Göynük'ki kadar olmasa bile yinede tarihi değer açısından görülmeye değer. Resimlere yapıp buradan ayrılıyoruz.
Yıldırım Beyazıt Camii'ni geçiyoruz. Yapım tarihine bakarsak (1374) ilk günkü muhteşemlğini koruyor. Görülmeye değer bir yapı. Buradan da ayrılarak Mudurnu Müzesi'ne geçiyoruz.
Kurtuluş savaşına ait belgelerinde olduğu bu yapı o dönemde de bir üst görevini görmüş. Mudurnu halkına ait geçmişte yaşatılmış örf ve adetlerin, yaşam şeklinin sunulduğu bir müze. Mudurnu, Kurtuluş Savaşında, Kuvay- i Milli’ye destek vermiştir ve bu nedenle M.K.Atatürk’ün teşekkür telgrafıyla onurlandırılmıştır. 24 Ekim 1920 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Mudurnu halkına gönderdiği telgraf’ta şu ifadeler yer almıştır: "Sevgili Mudurnulular! Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde Kuvay-i Milli'ye verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz kahramanlığa teşekkür ederim. Biraz hediyelik süs eşyaları alarak tarihi Mudurnu sokaklarında gezimizi bitiriyoruz.
Saat 10.30 gibi buradan ayrılarak Bolu'nun bir başka ilçesi Seben'e doğru yola koyuluyoruz. Burada da bizi MÖ. kalmış Seben mağaraları ve Kaya Evleri bekliyor. Yani dağlara doğru bolca yürüyüş...












Yorumlar
Yorum Gönder