Ana içeriğe atla

FETHİYE'DE GEÇMİŞİN İZLERİ TELMESSOS

Bu günkü yazımız da Fethiye merkezinde kurulan eski bir kent olan Telmessos Antik Kenti var. Fethiye'ye geldiğinizde gezmek için bolca zamanınız olmalı. 2 - 3 günlük zaman diliminde gezeriz diyorsanız yanılırsınız. Babadağ’ından Ölüdeniz’e yamaç paraşüt atlayışı, Belcekızı Koyu, Katranca Koyu, Gemiler Adası ve Karacaören Adaları’na tekne turları, Kayaköy, Af Kule, Fethiye’ye 45 km uzaklıkta bulunan Minare Köyü’ndeki Pınara Antik Kenti. Pınara harabeleri ilginç Lykia kaya mezarlarına sahiptir. Burada tiyatro, odeion ve tapınak gibi birçok yapı sağlam olarak görülür. Eşen’in güneyinde Dodurga Köyü’nde bulunan Sidyma harabelerinde de yine görülmeye değer ilginç mezar anıtları bulunmaktadır. Fethiye’ye 25 km. uzaklıktaki Üzümlü’de bulunan Kadyanda’da stadion, tiyatro, agora ve hamam kalıntıları yer almaktadır. Bedri Rahmi Koyu üzerinde Krya, Manastır Koyu üzerinde Lissa ve Lydai ile Göcek yolundaki İnlice’de Daidala antik kenti bunlardan birkaçıdır. Fethiye’ye 50 km uzaklıktaki bir doğa harikası olan 18 km uzunluktaki kanyonuyla ünlü Saklı kent Kanyonu ve yakınındaki Tlos Antik Kenti, akropol, tiyatro, hamam, agora ve stadion gibi kalıntılarıyla çarpıcı bir görünüm arz eder. Dalaman ve Eşen çaylarında yapılan rafting ve kano sporları, Knidos, Dalyan Tekne turu, İztuzu Plajı, sayısız kamp alanlar ve sayamayacağımız bir çok güzellikler… 
Resimde görülen ve günümüze Amintas adıyla gelen Kaya Mezarları en çok ilgi görenlerin başındadır. Diğerleri ise lahit mezarlar, tiyatro ve bir kaç antik yapılardır. Günümüze kadar gelen bu kaya mezarları ve lahit mezarların çoğu turistler tarafından oldukça ilgi görmektedir. Kaya Mezarlarının hemen yukarısındaki kale kalıntıları da manzarasıyla görülmeye değerdir. 

Şehir merkezindeki Likya döneminden kalma MÖ.4 yüzyıl kaya mezarları şehrin simgesi haline gelmiştir. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'tır. Sütunun orta kısmında, ''Herpamiasoğlu Amintas'' yazılıdır. 
Kent hakkında bilgiye bakacak olursak Likya - Karia sınırında olan bu kent (Telmessos Antik Kenti) hakkında pek fazla bilgi yoktur. İsminin ise söylentilere göre ismini Apollon’un oğlu Telmessos’tan almıştır. Akdeniz kıyı şeridinde kurulduğundan bu yana antik şehrin bulunduğu bölgede, yerleşimin kesintisiz olarak günümüze kadar geldiğini görmekteyiz. Telmessos Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen filolojik bazı tespitlere göre şehrin kuruluşunun MÖ.3000’lı yıllara kadar gitmesine rağmen bunu kanıtlayacak somut bulgulara henüz tam olarak ulaşılamamıştır. Tarih boyunca bölgede birçok savaş yaşanmıştır. Yaşanan bu savaşlarda her seferinde el değiştiren kent yakılıp yıkılmıştır. Ayrıca kurulduğu dönemden günümüze kadar yaşanan depremlerle de hayli tahrip olan antik kentten günümüze kaya mezarlarıyla  beraber birkaç lahit mezarın dışında pek kalıntı kalmamıştır. 19. yüzyılda yaşayan gezginlerinin bahsettiği notlarda ve dönemin gravürlerde geçen Telmessos tiyatrosu, tamamen toprak altındaydı. 
Telmessos Antik Kenti tarihine kısaca bakar isek;

MÖ.547’de Pers generali Harpagos tarafından Karya satraplığına bağlandı.

MÖ.5. yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği üyesiydi.

MÖ.4. yüzyılın ortalarında Limyra prensi Perikles’in denetimi altına girerek Likya Birliği üyesi oldu. 
MÖ.360 hâkimiyetine son veren İskender, Telmessos’u alarak kentin kralını yine şehrin başında bırakmış, ancak komutan Nearkhos’u da genel Lykia valisi atayarak yoluna devam etmiş, bu şekilde Telmessoslular'ın gönlünü almaya çalışmıştır. Ancak Kral Antipatrides bir müddet sonra Vali Niarkhos’a karşı çıkmışsa da Nearkhos bir kutlama için şehre müzisyenler göndermiş, müzisyenlerin aletleri arasına kılıçlar saklayarak şehri zapt etmiştir.
Telmessos, İskender’in ölümünden sonra bir müddet Ptolemaiosların yönetiminde kaldı.

MÖ.189’dan sonra Pergamon Krallığı’na bağlanan kent Bergama Kralı III. Attolos’un ölümünden sonra topraklarını Roma’ya bırakan vasiyetnamesi ile de doğrudan Roma’ya bağlanmış oldu

MÖ.88 tarihinde Pontus Kralı Mithradates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan savaşta yenildi. Bu savaşta Roma’nın yanında yer alan Rodos’a, Telmessos ve kıyı şeridi armağan olarak verildi.
Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, Hıristiyanlık döneminde Myra metropolitliğine bağlı bir psikoposluk merkeziydi.

MS.8 yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetti. VII. yüzyılda II. Anastasius Telmessos’a kendi adını vererek Anastasiupolis demiş, fakat bu isim fazla tutmadı.

MS.9 yüzyıldan sonra ise kent Makri’ye ismi ile anıldı. 
1424’de Osmanlı topraklarına katılan Telmessos’a “uzak şehir” anlamına gelen Makri, daha sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir
1850’lerde Telmessos’u gören C. Texier’in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro o zaman görülebiliyormuş. C. Texier’den sonra 1856’da meydana gelen büyük deprem bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.
Aminthas’ın Mezarı Charles Fellows’in Çizimi 1838

Yaz Dönemi
1 Nisan - 31 Ekim
Açılış Saati: 08:30
Kapanış Saati: 19:30
Kış Dönemi
31 Ekim - 1 Nisan
Açılış Saati: 08:30
Kapanış Saati: 17:30


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

OSMANLI DÖNEMİNDE KABADAYILAR

1 - İPSİZ RECEP (1862) 1. İpsiz Recep Reis, 2. Mehmet Altıkanoğlu, 3. Osman Altıkanoğlu, 4. Salih Çavuş, 5. İlyas Altıkanoğlu ve 6. Kansız Ali 1862 yılında doğan İpsiz Receb Rizeli' dir. İpsiz lakabının verilmesine dair iki anlatım vardır. Birine göre cesareti, gözü pekliği ve ataklığı, diğer anlatıma göre ise elinde, avucunda ne varsa olanada, olmayanada dağıtmasıdır. yani "cep delik cepten delik" misali ismi ipsize çıkmıştır. Milli mücadelede ki başarısıylada Atatürk' ün takdirini kazanmış birisidir.  O zamanlar yelkenkisiyle kömür taşımacılığı yaparken işlerinin ters gitmesiyle eşkiyalığa soyunmuştur. Kandıra civarında müslüman halka zulüm yapan rum çetelerine karşı Kuva-i Milliye saflarında başarıyla karşı koymuştur. 2 - ODESALI KOSTİ (1895) 1885 doğumlu olan Odesalı Kosti Tünel' den Taksim' e kadar tüm mekanların haracını yiyor, hiç ip ucu bırakmadan kayıplara karışıyordu. Başı sıkışıncada işgalci polisler sayesinde paça...

ANADOLU' DAKİ SELÇUKLU ESERLERİ

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077 - 1308) Türkler'in anadoluya girişi 1071 yılında  Büyük Selçuklu Sultanı Al parslan tarafından Malazgirt Savaşında Bizans'lıları mağlup etmesiyle olmuştur. 1092 yılında iç karışıklıklar sonucunda dörde ayrılan Büyük Selçuklu Devleti' nin son bulması Anadolu da Anadolu Selçuklu Devleti' nin doğmasına sebep olmuştur. İznik' e kadar tüm Anadolu' ya hakim olan Süleyman Şah 1077 yılında  Anadolu Selçuklu Devletini kurmuş oldu. Anadolu' nun Türk' leşmesinde büyük rol oynayan Selçulu' ların İlimde de ilerlemeleri şüphesiz çok büyüktür. Yaptıkları eserlerde özellikle medreseler başta olmak üzere han, hamam, darüşşids, cami, köprü gibi eserler halen daha ayaktadır. ÖNEMLİ ESERLERİ ALAADDİN CAMİİ Anadolu Selçuklu Devrinin en büyük ve en önemli ulu camilerinden biri olan Alaaddin Camii Konya’nın merkezinde yer alan Alâeddin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud (1116-1156) zamanınd...

TRABZONSPOR EFSANESİ'NİN DOĞUŞU

Büyük üstad, efsane hoca Ahmet Suat Özyazıcı der ki ; " İbadetin kazası olur ama futbolun kazası asla olmaz " Bu devrim 20-22 yaşlarında Trabzon'lu gençlerin devrimidir. Bu devrim 1974-75 sezonunda Türkiye 1.nci futbol ligine damgasını vuran ve İstanbul hegemonyasına son veren, büyük paraların döndüğü, yıldız oyuncuların istanbul'da toplandığı ve emeğin paraya karşı olan devrimidir. Anadolu'da efsane olacak olan Trabzonspor; bunun sinyallerini 2.nci ligde  (1973-74) iken verdi. O sezon Türkiye Kupası çeyrek finalinde Fenerbahçe'ye ecel terleri döktürmesiyle gündeme geldi.  1.nci lige çıktığı sezon Şenol, Cemil, Necati, Kadir, Turgay, Bekir, Ali Yavuz, Hüseyin Tok ve Ali Kemal gibi 20-22 yaşlarındaki as kadrosunu bozmayarak 1.nci ligde de devam etmesi belkide yaşanmış olan Anadolu devriminin en büyük sebebidir. 2.nci ligde şampiyon olarak 1.nci ligde yoluna devam eden kadronun yaşlarına bakalım.  1973 - 74 Sezonu   (2 lig)  Ka...

DOĞANBEY KÖY (Terk edilmiş Rum Köy'ü)

Bugün ki gezi rotamızda Doğanbey Köy ve Karina bölgesi var. hlc tatil köyünde yaptığımız güzel bir kahvaltıyla yola koyuluyoruz.  Kuşadası' ndan saat Saat 12.30 gibi buradan ayrılarak Doganbey Köy yolunu tutuyoruz. Dilerseniz Atburgaz' dan geçerken Atburgazı Kalesi(Asartepe) ve Yakapınar Kalesi' ni gezebilirsiniz. ama bu gün bu iki kale harabeye dönmüş durumdadır. Yollar asfalt ve tek şeritli. İleride yol ikiye ayrılıyor. Soldaki yol Milet Antik Kenti' nin oldugu Balat Köyü ' ne gidiyor. Biz sağdan Doğanbey tabelasını takip ediyoruz. Nihayetinde Doğanbey Köy' e varıyoruz. O da Priene gibi sırtınını Samsun (Mykle) dağlarına dayamış. Önünde Büyük Menderes Deltası' nın Ege Denizi' yle buluştuğu muhteşem manzara.  Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey köyü, yürüyüş parkurları, trekking alanları, kuş çeşitliliği, gelişmiş florası ve endemik bitki türleriyle eko turizmin de geliştiği bir bö...

YARIMBURGAZ MAĞARASININ GİZEMİ

Bu günkü gezimizi insanlık tarihinde, 400 bin yıllık geçmişin kanıtı olan ve İstanbul'un göbeğindeki bir yere yani Yarımburgaz Mağaralarına yapacağız. Bulunan buluntular dünya tarihinin geçmişteki en büyük tartışmasız belgesidir. Dört ayrı mağaradan oluşup mağara çevresinde de birkaç kaya mezarları da bulunmaktadır. Maalesef İstanbul’un bilinen iki tarih öncesi höyüğü olan İçerenköy ve Fikirtepe höyükleri inşaat çalışmaları, bina vs. arkalarında iz bile bırakılmadan yok olup gitmiş, burasıda nasibini almak üzeredir. Türkiye’de Paleolitik çağlardan Bizans’a kadar 400 bin yıllık insanın yerleşim serüvenine ait çok az rastlanacak kadar iyi korunmuş buluntularla en eski yerleşim yeri bu mağaralardır.  Bir keresinde meraktan veya maceradan olsa gerek birader ve yeğenim ile mağaraya demir parmaklıklar altından sürünerek giriş yaptık. Telefonlarımızın feneri ile yarım saat yol aldık. Birazda ürpertici bir havası vardı. Şarz bitimine karşı geri dönmek zorunda kaldık. Sanırım ...

ZAMANA DİRENEMEYEN YEL DEĞIRMENLERINİN ÖYKÜSÜ

Akdeniz ülkeleri ve özellikle adalarında var olan yeldeğirmenleri restore edilip turizme kazandırılırken bizim ülkemizde neden varlığından söz ettirilemiyor bilinmez. Bunlarında hemen hemen hepsi bu gün kaderine terkedilmiş olup zamana direnmektedir. YEL DEĞİRMENLERİNİN TARİHİ Tarihteki ilk yel değirmenlerine, MÖ 2800 yıllarında Mısır ve Çin’de rastlıyoruz. Yazılı belgelerde rastlanan ilk yel değirmeni, MS 644 yılında İran-Afganistan sınırında yer alan Seistan’da inşa edilmiş. Modern yel değirmeni olarak nitelendirebileceğimiz ilk rüzgâr türbini, 1890 yılında Danimarka’da üretilerek rüzgâr gücünün elektrik enerjisine çevrilmesinde kullanılmış. 20. yüzyılla birlikte buhar gücünün ortaya çıkması ve kentlerin elektriğe kavuşması, klasik yel değirmenlerine zamanın tozlu raflarındaki yerlerini de hazırlamış.(sklife  Ekim 2009 sayısından alınmıştır). Yel değirmenlerinin yapısına bakıldığında üç katlı olduğunu görüyoruz. Katlar ahşap ve taş merdivenler ile çıkılıyor. Küçük k...

İNCEĞİZ MAĞARASI

İnceğiz Mağaraları tarihi bakımdan önemi yanı sıra Yeşilçam filmlerinin de mekanı olmuştur. Genel bakışta Anadolu'da çekildiği sanılan filmlerin bir çoğu İstanbul'da çekilmiştir. Bu mekanlar içinde Yarımburgaz ve İnceğiz Mağaraları başta gelir.  Konumumuz Üsküdar olduğu için bilgilendirmemi ona göre yapacağım. Buradan hareket ile 1 saat mesafedeki Çatalca'ya doğru yol alıyoruz. Oradan da Sarar yönüne devam ederken 4 km sonra İnceğiz tabelasından İnceğiz köy sınırları içinde bulunan 7 - 8 km lik mesafedeki İnceğiz Mağarası'na varıyoruz.  Bu gün burası bir mesire alanı olmuştur. Hafta sonu aileniz ile gelinip piknik, mangal yapılabilirsiniz. Büfeleri, lavabo ve otoparkları mevcuttur.  Birazda tarihi hakkında bilgi verelim. Bugün bu kaya oluşumuna mağara diyoruz ancak buna kaya yerleşimi desek daha doğru olur. Çünkü bu mağara insan eliyle killi kireçtaşı kayası oyularak yapılmış bir mağaradır. İlk yapıldığı zamanlarda birbirine bağlanan dört katl...

ANADOLU' DAKİ KANYONLAR

ANADOLU' DAKİ KANYONLAR Ülkemizde gezilip görülmesi gereken o kadar çok kanyonlar, vadiler var ki, ancak bunlardan bir kısmı gezilip görülebilmektedir. Kimisi kuru bir vadi, kimisi ise şelalerin ve göllerin süslemiş olduğu kayalıklar arasına sıkışmış derin su yatakları. Genel olarak bakıldığında kuru vadiler de binlerce yıl önce insanların yaşadığı mağara yatakları ve kaya kiliseleri görürüz. Geçmişin izlerine tanıklık yapmak isteyenler genellikle guruplar halinde buralara akın eder.  Sulu vadi yataklarında ise genellikle adrenalini tatmak isteyenlerin rafting ve kano sporları yapmak, yüzmek veya tırmanmak gibi maksatlı sebeplerden dolayı tercih ettiklerini görürüz. Bu  vadilerin her yıl onbinlerce yerli - yabancı turistler tarafından ziyeret edildiği unutulmamalıdır. İşte bunlardan 45 kanyonu kısaca yazmak istedim. 1 - IHLARA VADİSİ - AKSARAY Dünyanın ikinci büyük kanyonudur.  Ortalama 14 km uzunluğa sahip olan Ihlara Vadisi Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesinde...

SELÇUK' TA BİR TARİH İSABEY CAMİ

Efes Antik Kentine yolunuz düştüğünde mutlaka görülmesi gereken muazzam bir mimariye sahip eserlerdendir İsa Bey Cami. Tarihin her dönemine sahiplik yapan İzmir'in güzel ilçesi Selçuk özellikle Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kilit rol oynamıştır. Efes Antik Kenti, Meyremana, Yedi Uyuyanlar Mağarası, Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Artemis Tapınağı kalıntıları, St.Jean Kilisesi, Efes Müzesi, Selçuk Kalesi ve Şirince tarihi miraslarınn ayrıcalarıdır. İsa Bey Cami                Efes Antik Kenti Şirince Selçuk Selçuklu devletinin dağılmasıyla Aydın-İzmir civarını yurt edinen Aydınoğulları (1308 - 1426) sayısız eserler bırakmıştır. Bunlardan bir taneside Aydınoğlu Beyi İsa Bey'in mimar Ali Bin Müşeymeş'e yaptırdığı camidir. 1913 yılında çekilmiş fotoğraf alıntı 1913 yılında çekilmiş fotoğraf alıntı 2012 yılında çekilmiş fotoğraf Konum olarak Selçuk kalesinin hemen arkasında St.Jean...

İASOS ANTİK KENTİ

Milas üzerinden Bodrum'a doğru yol alırken sağdan İassos tabelasını takiben Kıyıkışlacık bölgesine doğru yol alıyoruz. Burası kendi halinde küçücük ve tipik bir sahil balıkçı köyü. Konum ve güzellik itibarı ile de bir çok dizi ve sinema çekimlerinede  ev sahipliği yapmıştır.  İasos Antik Kenti, Milasa 28 km. uzaklıkta olup Kıyıkışlacık Köyü'ndedir. Kent üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. Daha önce bir ada konumunda iken zamanla toprak dolgularının birikimiyle yarımada haline gelmiştir. Mitolojiye göre Argostan gelenler tarafından kurulduğu ve ismini kolonilerin başı İasos'tan aldığı söylenmektedir. İasosda yapılan kazılarda kentteki en eski yerleşimin M.Ö.III. bin sonuna kadar uzandığı tesbit edilmiştir. Tarihçi George Beanin Karia adlı kitabında şöyle yazar; ve mitolojiye göre İasos'ta erkek çocukların gimnasiumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmalari bir gelenekti. Bu sırada kıyıya yanaşan yunus, çocuklardan birini sırtına alıp, açıkl...